Köşe Yazıları

Video Galeri

  • PDF
Kocaali Tanıtım Videsu 2012
TRT Gezelim Görelim Programı 
İkballe Diyar Diyar Kocaali Programı
MAVİ KARADENİZ TV Kocaali Özel Programı

 

Pazar, 03 Mart 2013 02:15 tarihinde güncellendi

Herkes haklı ise haksız olan kim

  • PDF

 

Herkes haklı ise haksız olan kim

Zaman zaman ilçe ile ilgili bazı soruların yoğun bir şekilde sorulduğunu paylaşmıştım sizlerle. Bunların bazıları yüksekokul meselesi, sentetik saha meselesi ve turizm bölgesinde yapılacak olan yatırımlara ilişkin merak edilenlerdi. Farkındaysanız turizm sezonunun başlaması ile birlikte turizm bölgesi ve sahil kesimine yönelik beklentiler üst düzeye çıktı ve dolayısı ile şahsıma sorulan soruların başında yer almaya başladı. Öyle ki geçtiğimiz hafta, sahil kesimi ile ilgili bazı beklentilerimi sizlerle paylaşmıştım. Orada da belirttiğim gibi Kocaali’deki yaz turizmi temellerinin günümüz şartları baz alındığında oldukça sağlam olduğu kanısında olduğumu yineliyorum. Tam konu ile ilgili fikir paylaşımlarımıza devam ediyorduk ki bir haber metnimizde de belirttiğimiz gibi, bu hafta içi turizm bölgesi ile ilgili olumlu sayılabilecek bir gelişme daha yaşandı. Ak Parti Kocaali İlçe Teşkilatı’nın daveti üzerine Sakarya Milletvekili Ayşenur İslam Kocaali’ye gelerek yatırım isteyen bölgelerde bazı incelemeler yaptı. Belediye Başkanı Ahmet Acar ve ilçe başkanı Basri Ak’tan bölge için beklenen yatırımlar ve yatırım için ilgili bakanlıklardan talep edilmesi gereken para miktarları ile bazı bilgileri aldı. Ziyarette gündem maddesinin turizm bölgesi olması ise aslında Milletvekili Ayşenur İslam’ın 2007 yılından itibaren uzunca bir süre turizm bakanlığı bünyesinde genel müdürlük görevinde bulunmasıydı. Zira kendisi bakanlığın turizm bölgelerine yönelik bakış açısını ve bakanlığın yatırım gereken yerlerden beklentilerini oldukça iyi biliyor. Lafı fazla uzatmayalım, toplantının ardından ilk olarak Atatürk Caddesi üzerindeki kilit taş çalışmasının sona erdiği yere gittik. Sürekli aynı çalışmaları takip ettiğim için orada konuşulanları dikkatle dinledim. Çünkü Milletvekili olarak ilçeye ilk kez gelen Ayşenur İslam’ın Kocaali’yi Kocaali yapacak olan çalışmalara nasıl yaklaşacağını ve Kocaali’ye nasıl destek vereceğini merak ediyordum. Sohbet sırasında bir müsteşarlığın yatırım talebine yardımı olabileceği konuşuldu. Bunun üzerine Milletvekili Ayşenur İslam tereddüt etmeden telefonuna sarıldı ve konunun çözümü için hemen harekete geçti. Tahmin ettiğiniz gibi yatırım için bazı rakamlar telaffuz edildi o sırada. Miktarın ne kadar olduğunu burada paylaşmayacağım. İlgimi çeken şey rakam telaffuz edildiğinde Milletvekili İslam ve heyetten bazı kişilerin rakamın yüksek olduğu ve bakanlığın sıcak bakmayacağı şeklindeki düşünceleri oldu. Bir iki gün bunu düşündükten sonra Belediye Başkanı Ahmet Acar’a turizm kökenli olması sebebi ile neden konuşulan miktarların yüksek tabir edildiğini ve bakanlığın bu konulara bakış açısını sordum. Yaklaşık bir saat süren bir görüşmede edindiğim bilgiler beni iki yönlü düşünmeye sevk etti. Öğrendim ki bakanlık turizm bölgelerine ödenek ayırırken bazı kıstasları gözönünde bulunduruyormuş. Mesela bölgeye yatırım yapıldığında ülkeye girecek olan artı döviz miktarı, bölgedeki oluşacak artı nüfus yoğunluğu, hizmet alan kişi, ticarethane gibi bazı ön derğerlendirmeler yapıyormuş. Meğer bizim toplantıda konuşulan rakamlara yüksek denilmesinin asıl sebebi buymuş. Bahsettiğimiz gibi bakanlık turizm bölgesine bu doğrultuda yatırım yapıyor. O zaman dedim ki Başkan Ahmet Acar’a, başkanım bizim isteğimiz turizm bölgesi yatırımı ancak sizde biliyorsunuz ki burayı yıl on iki ay kullanılan yüzlerce hane var. Bu insanların yolu yok, kaldırımı yok. Yani bu miktarlar yapılması gerek mecburi hizmet için kullanılacak. Hani Kocaali plajında her hizmet yerinde olsa da ekstra talepte bulunsak, bakanlık sıcak bakmasa anlarız. Tatilci vatandaş yan gelip istirahat edeceği yerde eline hortum almış evine toz girmesin diye yolu ıslatıyor. Hal böyle iken biz buraya üç istesek onların beş vermesi gerekmezmi? Mevzu bu şekilde sürüp gitti. Ortaya öyle bir sonuç çıktı ki ben bile şaşırdım. Bakanlık tarafından baktığınızda onlar haklı çıkıyor. Ama bizler Kocaalili olarak olaya bakanlık tarafından bakamıyoruz. Biz ilçemize yapılması mecburi olan yatırımın gelmesini bekliyor ve Kocaaliyi haklı görüyöruz. Tamam, Kocaali’deki nüfus yoğunluğu ve ekonomik hareketliliğin diğer yerlere göre canlı olmadığını kabul ettik. Ancak durum böyle diye sahilde yaşayan vatandaşın 21. Yüzyılda yolsuz kalması mantıklı mı? Tatilcinin belediye işçisi gibi yol ıslatması mantıklı mı? Anladığım kadarı ile daha iyi ödenek için belediye ve siyasi erk işi biraz daha sıkı tutmak zorunda kalacak.  Bu yatırım meselesinde bakanlık kendine göre haklı, yol iz bekleyen tatilci ve vatandaş da haklı, öte yandan Kocaali külliyen haklı. Şimdi diyeceksiniz bu işin sonu nereye varacak, herkes haklı ise haksız olan kim? Vallaha ne diyeyim, bence siz de haklısınız…

Erman CİNASOĞLU

Benden söylemesi…

  • PDF

Uzun süren yağışlı dönemin ardından nihayet havalar ısınmaya başladı ve yaz mevsiminin geldiğini yavaş yavaş anlamaya başladık. Tabi havaların ısınması ile birlikte ortalıkta bir toz duman havası aldı gidiyor farkındaysanız. Bazen öyle yerlere denk geliyorum da insanlar zaman zaman toz yutmamak için ağızlarını mendille kapatmak zorunda kalıyor, hatta bir kısım esnaf dostumuz gün içerisinde dükkan kapılarını kapatmak zorunda kalıyor. Ancak öyle görüyorum ki ne yolda ağzını kapatan vatandaş ne de dükkan kapısını kapatan esnaf durumdan şikayetçi değil. Özellikle ilçe merkezinde yaşanan o toz fırtınası birçoğunun hoşuna bile gidiyor. Hoşuna gidiyor derken kafamdan uydurduğum için değil, sıkıntı yaşayanlara bizzat sorduğum için bu kadar rahat konuşuyorum. Girişten de anlaşıldığı gibi merkezde yapılan yol ve kaldırım çalışmasından biraz bahsetmek istiyorum. Şu gazete işine başladıktan sonra ilçenin birçok yerinde yol, kaldırım ve çevre düzenleme çalışması yapıldı. Bizler de görevimiz gereği yapılan çalışmalarla ilgili olarak çalışmanın alanı, tamamlanma süresi, kaç parya mal olduğu gibi edindiğimiz bazı bilgileri sizler paylaşmaya çalıştık. Zaman zaman vatandaştan konu ile ilgili şikayet aldığımız da oldu. Düzenlemeye ihtiyaç duyan bölgelerde ikamet eden ya da oralarda iş yeri sahibi olan birçok dostumuz zaman zaman isyan da etti. Elimizden geldiği kadar kaleme almaya çalıştık. Şahsi taleplerini gazete üzerinden yazmadığımız dost düşman ayırt etmeden herkesin isteğini bizzat yetkilisine ileterek çözüm için bir şeyler yapmaya çalıştık. Bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın. İlçe genelinden yol çalışmasıyla ilgili çok sayıda talep geldiğini yazarken beni en çok zorlayan yerin Dörtyol mevkii olduğunu tahmin ediyorsunuzdur muhakkak. Esnafından vatandaşına kadar herkesin ya yürüyecek kaldırım bulamadığından ya da kaldırıma ulaşamadığından şikayet ettiğini de az buçuk biliyorsunuz. Bunun yanında kafasını havaya kaldırdığında gökyüzünü görmekte zorlanan vatandaşın haklı şikayetini de biliyorsunuz. Özellikle merkezde elektrik kabloları telefon kabloları kafamızın üstünü örümcek ağı gibi sarıyor. Bende diyorum ki eğer dünyaya güvercin olarak gelseydim Kocaali’de yaşamak istemezdim. Her an bir kabloya takılıp ölme korkusunu yaşamaktansa inanın ki başka bir yere göçerdim. Kablo işini neden yazıya dahil oldu diye soracak olursanız, Cumhuriyet Caddesi üzerinde yapılan kaldırım çalışmasının aslında SEDAŞ çalışması ile bağlantılı olduğu için dahil oldu. Kocaali Belediyesi yol üzerinde bulunan iki tane elektrik direği uygunsuz yerde olduğu için deplase talebinde bulundu. Bizim hizmetinden şikayetçi olduğumuz SEDAŞ bir şekilde talebi haklı buldu ve o bölgedeki kabloları yer altına alarak kendine ait olan aydınlatma araçlarını yeniledi. Belediye’de fırsat bu fırsat dedi ve o caddeyi elden geçirdi. Şimdi belediye Dörtyol mevkiinin de dahil olduğu bir proje ile kaldırım çalışması yapmaya hazırlanıyor. Düşünüyorum da hazır bu çalışma için adım atılmışken merkezin kablo sorunu da neden çözüme kavuşmasın. Bakın SEDAŞ az baskı görünce sadece iki direk için iyi denilebilecek bir çalışma yaptı. Aslında SEDAŞ, bu çalışma ile açık verdi diyebiliriz. Sadece bir iki direk için masrafı göze alan bu kurum acaba biraz daha baskı olsa Kocaali’nin kablo rezilliğini çözmek için masraf yapmaz mı? Baskı derken elbette ki iktidar mensubu yetkililerimizden bahsediyorum. Siz bu kurumlar üzerindeki baskıyı artırdıkça hizmet edeceksiniz, vatandaşı memnun edeceksiniz. Zaten Kocaali sizin karakaşınıza kara gözünüze baktığı için, sizden hizmet alabileceğini umduğu için yüzde 60’a yakın oranda oy verdi. Şimdi bu yazıyı okuyanlar iki direk sayesinde ilçeye bir hizmet daha geldiğini öğrenecek ve vatandaş biraz önce bahsettiğim kablo rezilliğinin gitmesi için neler yaptığınızı merak edecek. Benden söylemesi…

Erman CİNASOĞLU 

Pazartesi, 11 Haziran 2012 14:11 tarihinde güncellendi

Bir varmış, bir yokmuş…

  • PDF

 

Bir varmış, bir yokmuş…

Benim için aslında pekte iyi geçtiğini söyleyemeyeceğim bir haftanın ardından, isteklerimin tersine giden birçok gelişmeye inat, yine de güzel bir şeyleri hep birlikte paylaşabiliyor olmanın heyecanını yaşıyorum. Hafta içi hep birlikte yaşadığımız bir coşkuyu buradan tekrardan paylaşmak ve kendime ayrılan bu köşeden Kocaali’ye bu coşkuyu yaşatan kardeşlerimizi bir kez daha kutlamak gerektiğini borç olarak görüyorum. Ve Kocaalispor’un ilçemiz ve kuzey ilçeleri adına elde ettiği başarıyı sizlerle bir kez daha paylaşmak gereğini hissediyorum. Yapacağım bu kıyaslama sizlere biraz abartılı gelebilir ama aslını düşündüğünüzde sizin de kanaat edeceğinize inandığım için rahatlığımdan ödün vermiyorum. Bu gün milyon liralar harcayarak varlığını sürdüren profesyonel futbol takımlarımız 34 haftalık ve geniş zamana yayılı bir periyotta lig bitirdiği gerçeğini göz önüne getirirsek, kısıtlı zamana sıkıştırılmış 32 haftalık bir ligi şampiyon bitiren Kocaalispor’un aslına futbol adına neleri ortaya koyduğunu abartarak yazmaya gerek yok sanırım. Kocaalispor’un bu başarısını, adı Kocaali olduğu için bir ilçeye mal etmek de istemiyorum. Evet, 32 hafta süren heyecan dolu futbol sezonunu bizlere şölen havasında yaşatan bu kardeşlerimiz, çok eskileri bilemem ama yakın tarihte elde edilen en büyük başarılara imza atarak kuzey ilçelerinin adını bir üst mertebeye taşıdı ve kuzey futboluna ayrı bir anlam kattı. Adımıza yazılan bu başarıda Başkan Aytaç Sarı’dan Antrenör Ercan Zorlu abimize, ilk on birden yedeğine kadar emeği geçen herkesi, Kocaali ve en az bir Kocaalili kadar takıma destek veren Karasu halkı adına tekrar tebrik ediyorum. Ortaya koyduğunuz ve centilmenlikten ödün vermeyen bu mücadele, adını zikretmekle övündüğümüz Sakarya Kuzey’e il futbolunda ve bölgesel mücadelede bende varım dedirtti… Bir varmış…

Öte yandan bu hafta başı haber aldığım üzücü bir gelişmeyi de sizler paylaşmadan geçmek istemiyorum. Malum ilçede devlete yaklaşık 3 milyon liraya mal olan bir devlet hastanemiz var. Hastane ile ilgili yaşanan gelişmeleri olanca sıklığı ile kaleme aldığımız için fazla detaya girmek istemiyorum. Hastanemizdeki doktor ihtiyacını hepiniz biliyorsunuz. Özellikle yaz sezonunda ve fındık sezonunda yaşanan yoğunluğu gözle gördüğümüz için ihtiyacın da ne derece acil olduğunu sadece biz biliyoruz. Hastane yönetimimiz de bu eksikliği görerek ilçeye uzman hekim kazandırmak adına yoğun bir çalışma başlattı. Ancak bu çalışmanın atama sonuçlarının açıklanması ile birlikte sonuçsuz kaldığı ortaya çıktı. Yüzlerce doktorun müracaatının ardından yapılan kura çekimi ile öğrendik ki sadece üç olan uzman hekim isteğimizin hiç biri yerine gelmemiş. İşin beni üzen asıl boyutu, hastanemiz için açılan kadroların hiç kimse tarafından tercih edilmemesi oldu. Yani o kadar zamandır harcanan bir dünya emek, 25 bin nüfusun bunca zamandır beklentisi, telaffuz etmek istemiyorum ama tabiri caizse yalan oldu. Bir yokmuş oldu… Allah’tan birkaç ay sonra yeni atamalar olacak diye bir ümidimiz daha var. Ve yine Allah’tan o açığı kapatmak için mücadele eden birileri var. Şahsen aylardır heyecanla beklediğim ve gazetemizin manşetinden duyurmak istediğim bu olayı, sayfa arasında laf kalabalığına getirmek zorunda kaldığım için büyük üzüntü duyuyorum… Kimsenin kalbini kırmak, kimsenin heyecanına gölge düşürmek amacında değilim ama aynı hafta içinde futbolda, centilmenlikte, başarıda, mücadelede, rekorda bir varmış derken, sağlık konusunda bir yokmuş çekmemizi açıkçası hazmedemiyorum…  

Erman CİNASOĞLU

Çarşamba, 16 Mayıs 2012 21:42 tarihinde güncellendi

ÇOCUĞUN ve GENCİN EĞİTİM ve GELİŞİMİNDE SPORUN ÖNEMİ

  • PDF


ÇOCUĞUN ve GENCİN EĞİTİM ve GELİŞİMİNDE SPORUN ÖNEMİ

Spor, özellikle grup sporu, çocuğun kendi yeteneklerinden haberdar olmasına ve onları başkalarının yetenekleriyle karşılaştırabilmesine fırsat verir.

Spor, özellikle grup sporu, çocuğun kendi yeteneklerinden haberdar olmasına ve onları başkalarının yetenekleriyle karşılaştırabilmesine fırsat verir. Spor, özellikle grup sporu, çocuğun ve gencin bedensel, zihinsel ve sosyal gelişimine yardımcı olur. Spor sağlığı koruma ve güçlendirme amacı taşıdığı gibi, bedensel enerjinin ve duygusal gerilimin boşaltılmasına katkıda bulunduğu için, tedavi işlevi de yüklenebilmektedir.

Altı veya yedi yaşından itibaren çocuk kendi yeteneğini akranlarının performansına bağlı olarak değerlendirmeye başlar. Bu dönemde anne-baba ve öğretmen, performansı yerine çabanın ve bedenin gelişiminin önemini vurgularsa, çocuğun gözünde kazanma ve kaybetme daha az önem taşıyacaktır.

Bu bağlamda anne ve baba ‘Önemli olan performans değil çabadır’ düşüncesinden hareketle, çocuğu bedensel gelişimine katkısı nedeniyle spor yapmaya özendirmeli, ama kaybettiği maç skorunu önemsemeden, onu çabasından dolayı takdir etmelidir.

Sporun bireyin ruh sağlığına getirdiği katkılardan bazıları bu şekilde sıralanabilir;

  • Öz güvenin ve yaşama sevincinin artması
  • Boş zamanlarının olumlu yönde değerlendirilmesi
  • Bireyin toplumsallaşmasına olan olumlu etkisi
  • Çocukluk çağında karşılaşılan davranış bozukluklarının giderilmesinde sporun tedavi edici işlevi.

Öz Güvenin Artmasında Sporun Rolü

Güven istenilen davranışı başarıyla sergileyebilme konusunda bireyin inancıdır. Spor ortamında çocuk veya genç, gerçekçi bir biçimde yeteneklerini bilir, kendini iyi tanır ve kabul eder. O, sorumluluklarının bilincindedir ve duygularını kontrol altına alabilmeyi öğrenmiştir.

Basketbol takımının bir üyesi olarak çocuk, hata bulmak yerine paylaşmayı öğrenir. Öz güveni olan bir sporcu, başarma konusunda yüksek bir güdüye (motivasyon) ve başarıda yüksek bir beklentiye sahiptir.

Örnek Vaka:

Babası vefat etmiş 9 yaşındaki anne ve anneannesiyle birlikte yaşayan erkek çocuğu, okulda başarısızdır. Aile dışında hiç kimseyle görüşmemekte, hiçbir arkadaşa sahip bulunmamaktadır. Aileye çocuğu hafta sonları basketbol okuluna göndermeleri önerilmiştir. Önceleri bilinçli aidiyet duygusunu yaşamakta zorlanan ve paslaşmaktan kaçınan çocuk, zamanla gruba uyum sağlamış ve koşmaya, pas alıp vermeye başlamıştır. Evdeki potasında kendini idmanlara hazırlayan çocuk, başarıyla potaya top atabilen ve koşarak basketbol çalışmalarına devam eden bir çocuk haline gelmiştir. Çocuğun basket takımına uyumu, ardından yakın çevreyle ve arkadaşlarıyla iletişimi olumlu etkilenmiş ve bunu hızla artan okul başarısı izlemiştir. Bu örnek vakada çocuğun kendine güven eksikliğinden kaynaklanmaktadır.

İşte bir kolektif spor olan basketbol bu eksikliği gidererek ona yaşam sevinci vermeye başlamıştır. Uyum ve okul başarısı da onu izlemiştir.

Bunun yanı sıra spor yapmakta olan genç, dikkatini iyi kullanmayı öğrenir. O, gerektiğinde dikkatini daraltma ve genişletme becerisini çok iyi kullanır. Bunları yaparken düşünmez, hisseder ve yapar. O duyguları kontrol edebilmeyi öğrenmiştir. Hakeme veya koçuna kızdığında çileden çıkmaz olumsuz duygularını kontrol etmeyi bilir. Spor yapmakta olan genç her zaman yapabileceğinin en iyisini ortaya koymaya odaklanır.

Bireyin Toplumsallaşmasında Sporun Etkisi

Spor, özellikle ergenlikte artan beden enerjisinin en uygun biçimde kanalize edileceği alandır. Aktif spor yaparken genç bir gruba ait olma ve o grupla dayanışmaya girme şeklinde sosyal bir işlevi yerine getirmektedir. Bu nedenle spor, toplumla bir uyum sağlamış ve bütünleşmiş kişiliklerin oluşmasına katkıda bulunur. Çocuk sporun yapısını öğrendikten sonra diğer oyunculara yanıt vermeye başlar. Çocuğun kuralları anlayarak yanıt vermesi toplumsal normları anlamakla eş değerdedir başka bir değişle, bu günün sporun kurallarını öğrenerek uygulayan çocuğu, yarının toplum ve hukuk kurallarını benimsemeye ve uygulamaya aday bir yetişkindir. Grup sorunu yapan çocuk veya genç, yüksek başarının koşulları arasında, olumlu grup içi ilişkilerle gerilimsiz bir ortamın geldiğinin bilinci içindedir. Bu nedenle o spor adına ve spor amacına dönük olarak, arkadaşlarıyla olumlu bir diyalog kurmanın önemini kabul etmiştir. Çünkü başkalarıyla uyumlu ve olumlu etkileşim başarılı sporcu için esastır.

Çocuklu Çağında Karşılaşılan Davranım Bozukluklarının Giderilmesinde Sporun Tedavi Edici İşlevi:

Bireysel özelliklere veya yakın çevre etkilerine bağlı olarak sergilenen uyum ve davranış bozukluklarının tedavisinde spor önemli bir görev üstlenmektedir. Spor yoluyla birey, gerilimden arınarak, bir boşalım ve buna bağlı olarak rahatlama yaşamaktadır. Tırnak yeme, altını ıslatma, dışkı kaçırma, çalma, okuldan kaçma vb. gibi davranış bozukluğu gösteren çocuklarda spor, kendine güven ve uyum gibi önemli görevleri yerine getirmektedir.

Örnek Vaka:

10 yaşındaki erkek çocuğu ailedeki iki çocuktan büyüğü, okuldan kaçmakta, derslerinde başarısızlık görülmekte ve babasından habersiz aldığı parayla kendisine pahalı oyuncaklar almaktadır.

Tanım: Kardeş kıskançlığı, baba ilgisizliğine bağlı olarak belirlenen davranış bozukluğu.

Tedavi: Aile yönlendirilmiş ve çocuğa bireysel tedavi uygulanmıştır. Baba çocuğu düzenli olarak hafta sonları basket okuluna götürmüş ve idman sonrası birlikte bazı etkinliklerde bulunmuştur. Bir ay gibi kısa bir süre içinde çocukta uyum ve davranış bozuklukları sona ermiş, çocuk okulda başarılı bir öğrenci haline gelmiştir. Bu gelişmenin gerisinde, kuşkusuz babanın çocuğa zaman ayırmasıyla onun benlik saygısındaki artışın etkisi büyüktür.

Yapılan araştırmalar göstermektedir ki spora harcanan zaman boşa harcanmamaktadır. Spor yapan çocukların okul başarıları, yapmayanlara kıyasla daha büyüktür. Bu nedenle anne ve babaların çocuklarını spor yapmak konusunda cesaretlendirmeleri, programlı bir yaşam için dersin yanı sıra aktif bir spor etkinliğine zaman ayırmaları konusunda onları uyarmalarının yararı açıktır.

İstanbul Üniversitesinde 3820 öğrenci üzerinde gerçekleştirdiğimiz bir araştırma sonucuna göre, gençlerimiz üniversitede spor imkanlarının olmamasını ilk sorunları olarak dile getirmişlerdir. Oysa gençlerin mevcut enerjilerini kanalize edecekleri bir sporla, ilgi ve yetenekleri doğrultusunda gerçekleştirecekleri boş zamanlarını değerlendirme etkinliğine ihtiyaçları büyüktür.

Sonuç olarak: Anne, baba ve okul yöneticilerinin bu bilimsel görüş ve öneriler ışığında, çocuk ve gençlerin sorumluluk duyguları ve öz güvenlerini geliştirmek, kendilerini yönetebilmelerini sağlamak, uyumlu ve başarılı birer birey olmalarına yardımcı olmak üzere onlara spor yapma olanağı hazırlamaları öncelikli görevleri arasındadır.

Vefa ÇELEBİ

Salı, 15 Mayıs 2012 13:58 tarihinde güncellendi

SİTE HAKKINDA

İnternet sitemiz, Kocaali ilçesinin internet ortamında daha etkin bir şekilde tanıtılmasını sağlamak amacıyla kurulmuştur.

Her türlü bilgi ve önerileriniz için lütfen bizimle irtibat kurunuz.

İLETİŞİM

  • Adres: Ağalar Mah. Cumhuriyet Cad. No:22 Kocaali/Sakarya
  • Tel: +(264) 812 25 62
  • Gsm: +(544) 415 39 61
  • E-mail: bilgi@kocaalirehber.com
BURADASINIZ Köşe Yazıları