Etikete göre gösterilen ögeler: trekking

Maden Deresi

Cumhuriyetin ilk yıllarında açıldığı söylenen bir altın madeni bulunmaktadır. Maden kapatılmış olup madene ait bazı tünel ve yollar hala kullanılmaktadır. Maden Deresi, Hendek İlçesi’nin kuzeyinden, Çaltepe’den doğarak 30 km bir yol kat ettikten sonra Kocaali’nin batısından Karadeniz’e ulaşmaktadır.

Oldukça sık bir ormanlık alan içerisinde derince bir vadinin içinde akan derenin sağ ve sol kıyılarında kayın, kestane ve çınar ağaçları arasında bulunan patikalar, yürüyüş için oldukça uygun bir ortam oluşturmaktadır. Patikayı takiben kayalıklar üzerinde çeşitli mağara girişlerinin bulunduğu bölgede Cumhuriyetin ilk yıllarında açıldığı söylenen bir altın madeni bulunmaktadır. Maden kapatılmış olup madene ait bazı tünel ve yollar hala kullanılmaktadır. Ayrıca alabalık ve sazan balığının bulunduğu derede olta balıkçılığı da yapılmaktadır…

Madene ait tüneller, yollar v.b. hala kullanılıyor. Yürüyüşümüz süresince yer yer bu tünelleri kullanabilirsiniz. Yaklaşık 1 saat 15 dakikalık bir yürüyüşten sonra çok güzel bir şelale ile karşılaşırsınız.. Maden Deresi’nin suları iki ayrı koldan yan yana yaklaşık 10 m. yükseklikten küçük bir gölcük üzerine düşüş yapıyor. Şelalenin hemen arkasında Cenevizlilerden kaldığı söylenen yaklaşık 15 m. yüksekliğinde bir set var. Bu set taşlardan örülerek oluşturulmuş ve Maden Deresi’nin üzerinde bir baraj gibi görülmektedir.

Şifalı Su
Maden Deresinde bulunan şifalı su özellikle, sedef hastalıkları, mide ağrıları ve yaraların iyileşmesinde çok etkili olduğu bilinmektedir. Tabi su görüntüleri ve doğal kaynamaların en güzel örneği olan şifalı su bir çok hastalığa şifa kaynağı olmuş ve dört mevsim ziyaretçiler ile dolup taşmıştır. akarya Maden Deresinde bulunan şifalı su ile Maden deresi mevkiin de bulunan kaplıcalar çevresi ormanlarla kaplı nezih bir dinlenme yeridir.

Doğal kaynaklı olan kaplıcalar, romatizma hastalıklarına, deri, dolaşım ve kalp, solunum yolu, kadın, sindirim sistemi, böbrek ve idrar yolları, kemik ve kireçlenme hastalıkları ,metabolizma bozukluklarına iyi gelmektedir. Kaplıca yanında küçük bir konaklama tesisi bulunmaktadır.

Halk arasında “ılıca”, “kaplıca”, “içmece” “çermik”, “girme” gibi değişik isimler takılmıştır kaplıcalara. Tıpta ise “maden suları” adı verilir.. Bu sular, yirmi dereceyi aşan sıcaklıkları ve ihtiva ettikleri maden tuzları ile şifa potansiyeli taşırlar. Bileşimlerinde ayrıca karbondioksit ve kükürtlü hidrojen gibi gazları veya radyoaktif elemanları taşırlar. “Kadın hastalıkları”ndan mide ağrılarına, egzamadan solunum yolu rahatsızlıklarına kadar bir çok hastalığa iyi gelirler.

Genel olarak ifade etmek gerekirse, kaplıca tedavisinin mevsimi yoktur. Ancak gelenekler, bu konuda bir mevsim yaratmıştır. Daha doğrusu, kişi, kendine uygun bir zaman seçmekle birlikte en uygun mevsim ve zaman İLKBAHAR ve SONBAHAR’dır.

Romatizmalılar, nevraljiler, ve şeker hastaları için yaz ayları, mide, bağırsak, karaciğer ve sinirle ilgili hastalıklar için de ilkbahar ve sonbahar ayları daha uygun mevsimdir.Bir yılda iki kez kaplıca tedavisinde, mayıs ve eylül ayları seçilebilir.Kaplıca bir hamam değildir. Şifa gücüne sahip yeraltı su kaynağı ve birer sağlık yurdudur. Bu nedenle, o kaynaktan fışkıran suların nasıl ve nerelerde kullanıldığını oralara gidenlerin biraz olsun bilip öğrenmelerinde her zaman yarar vardır.Ülkemiz ikliminin sertliği nedeniyle, ayrıca her kaplıcada kaloriferli otellerin olmayışı yüzünden insanlarımız, kaplıcalara çoğunlukla yaz aylarında gitmeyi tercih etmektedir. Kaplıcada sabun ve benzeri temizleyici kullanmayınız. Tedavinin etkisini azaltır. Sıcak havuza yavaş yavaş girmeli, su içinde olabildiğince hareketsiz kalmalıdır.

Gezilecek Yerler
Kızgın güneş yakmıyor teninizi. Havuz kenarında buzlu içeceklerle serinlemek, Ağustos böcekleri, barbekü partileri de geride kaldı. Ama gezi programlarınızı yazla sınırlamaya gerek yok ki. Rüzgarlara, güneşi kapatan yağmur bulutlarına ve ıslaklığa rağmen güzelliğini yitirmeyen bir beldeye, Maden Deresi’ne davet ediyoruz sizleri. Zengin maden yatakları ilgiye, yeşil doğası sevgiye muhtaç Maden Deresi’ne…

Artık güneş yüzünü nadir gösteriyor. Gökyüzünün ışıltısı, mavisi de yaz aylarında olduğu gibi göz kamaştırıcı değil. Ama yağmurun, sert rüzgarın, erken kararan günlerinde bir romantizmi, hüznü var. Islak havaların ardında parlayan güneşli pazar günlerinden birinde Maden Deresi’ne gitmelisiniz. İçinizin soğuktan titremediği bir sabah erken kalkmak şartıyla gideceğiniz Maden Deresi, doğasıyla konuklarına huzur veren, kısa tatil programı için ideal bir belde.

Adapazarı, Karasu ve Kocaali İlçeleri arasında sınır oluşturan bölgede bulunuyor Maden Deresi. Kışın büyük bir coşkuyla akan suyu, Hendek’in arkasındaki Cam Dağı’ndan geliyor. Alabalıkların ve karabalıkların, köpüklenen bu sularda seri hareketlerle sıçramaları görülmeye değer. Dere boyunca, manzarayı izleyerek, rahatlıkla yürüyüş yapabileceğiniz toprak bir yol var. Sonunda, alabalık tesisleri karşılıyor sizi. Böylece oksijeni bol havada yaptığınız kısa gezi, iştahlı bir pikniğe bırakıyor yerini.

Değerli maden yatakları halen kapalı
Çoook, ama çok eskiden, bir İngiliz, bir Yunanlı, bir de Manisalı Abdullah Paşa isminde üç kişi, Maden Deresi’ni uzun seneler işletmişler. 1914′de bütün galerileri çökerterek terk etmişler bölgeyi. Galeriler o gün bugündür kapalı. Kurşun, boraks, çinko ve altın gibi madenlerin bolca bulunduğu bu yataklar, kaderiyle başbaşa şimdi. Umarız, devletin halen ilgilenmediği bu zenginlikten faydalanmaya kalkan olmaz.

Yaban çileğine ve kestaneye doyamazsınız
Kayın, çınar, ceviz, en çok da fındık ağacına rastlarsınız Maden Deresi’nde. Mevsiminde yetişen yaban çileğinin, Ekim-Kasım aylarında toplanan kestanelerin ne dallardaki görünümüne, ne tadına doymak mümkün. Ağaçların yosun kaplı gövdeleri, geniş ve yapraklarına güneş vurduğunda oluşan yemyeşil atmosfer de size kendini hayran bırakacak. Meyve ve yeşilliğin bol olduğu beldenin, diğer bir karakteristiği de ılık ılık esen meltem rüzgarları.

Maden Deresi’nin seyredilmeye, yaşanmaya değer güzellikleri bu kadarla da sınırlı değil. Yazdan arta kalan sıcak havalarda pantolonlarının paçalarını sıyırdıktan sonra dere içinde yürürken şarkı söyleyenlerin, bir kenarda hazırladıkları piknik sofralarından onlara eşlik edenlerin, böğürtlen toplayan çocukların neşesi, büyük şehir yaşamında hasret kaldığınız kurbağa ve kuş sesleri, bambaşka bir huzur vaad ediyor sizlere.

 

Melen Çayında Rafting

Melen çayının ismi içinden geçtiği yaklaşık 800 yıllık Melen köyünden alır. Sakarya'nın Kocaali ilçesine bağlı Ortaköy beldesinin bir köyüdür. Geçtiğimiz yıllarda İstanbul'da yaşanan kuraklığa çözüm olarak Melen Çayı'nın suyunun İstanbul'a aktarılmasıile tüm Türkiye tarafından tanınmış bir köydür. Melen köyü bozulmamışdoğal yapısı ile Anadolu kültürünün birebir yansımasıdır. Anadolu'ya ilk gelen Türk boyları tarafından kurulmuş bir köydür.

Melen çayında rafting parkuru Dokuz değirmen köyünden başlar ve Beyler köyünde sona erer. melen çayında rafting yaklaşık bir saat sürer. Çok keyifli bir parkur olan Melen Çayı rafting parkuru bittikten sonra sıcacık bir ortamda yemeğinizi yiyerek bu unutulmaz turun sohbetini yapabilirsiniz.

Maden Deresi (Trekking)

Maden Deresi’ne gidiş sadece Sakarya’nın Kocaali İlçesi’nin Küçük Karasu Köyü’nden. Köyün girişindeki tabela sizi yönlendiriyor. Yol sapaktan 9 km sonra şelaleden önceki son alabalık tesislerinde bitiyor. Asfalt yol sizi 2 alabalık ve piknik alanı tesisinde getiriyor. Yol üzerinde başka tabela yok. Bundan sonar yürüyüş yolu başlıyor.

Şelaleye iki şekilde ulaşılabilir. Biri dere içinden, diğeri dağlara oyulmuş, dereden yer yer 100 metreye ulaşan yükseklikteki kanallardan. Ben giderken kanalları tercih ettim. Dönerkende dereden döndüm. Gidiş dönüş yaklaşık 4 km kadar.

Maden Deresi; yaklaşık 150 yıldır kullanılmayan madenlere su taşımak için yapılan setle oluşmuş. Yapılış tarihini bilmiyorum. Setin önünden alınan su dağlara oyulmuş kanalla taşınıyor madenlere. Kanallar bazan kayalara oyulmuş tünellerden geçiyor. Kanaldan ulaşım biraz zor. Yükseklik korkusu olan ve yürüyüş malzemeleri olmayanlar için riskli. Tüneller 50 cm ile 1 metre arasında yüksekliğe sahip. 3 tünel geçişi var. Uzunlukları sanırım 50 ile 150 metre arasında. Tavanı genelde sivri kaya. Kanal içi yıllardır kullanılmadığından mille dolmuş. Ama tünellerde tahliye için açılmış oyuklardan görünen manzara eşsiz.

Kanalın sonunda şelaleye ulaşılıyor. Her nekadar insane eliyle yapılmış setle oluşmuş bir şelale olsada görmeye değer. Şelalenin döküldüğü yerde yazın sıcağında buz gibi suda yüzmek harika. Dönerken saatimi kabettiğimi fark etsem bile değerdi. Şelalenin döküldüğü yerden fotoğraf çekmekse büyük bir keyif…

Dönüş yolunda dereden daha rahat dönebiliyorsunuz. Ama kışın derenin yükselmesiyle kenardaki patikayı kullanmak gerek. Dere sonderece temiz.

Tesislerden sonra yaklaşık 1.5 saat sürdü şelaleye ulaşmam. Dönerken 45 dakika. Alabalık restaurantına geldiğmide kurumak için dinlenirken tertemiz kaynak suyundan yapılmış çayı içerken, çektiğim fotoğrafları sizlerle paylaşmak istedim.

Yönünüzü mutlaka Sakarya Karasu’ya veya Kocaali’ye çevirip, Maden Deresi’ni ve şelalesini görün.

Yazı ve fotoğraflar: Murat Sezer

 

SİTE HAKKINDA

İnternet sitemiz, Kocaali ilçesinin internet ortamında daha etkin bir şekilde tanıtılmasını sağlamak amacıyla kurulmuştur.

Her türlü bilgi ve önerileriniz için lütfen bizimle irtibat kurunuz.

İLETİŞİM

  • Adres: Ağalar Mah. Cumhuriyet Cad. No:22 Kocaali/Sakarya
  • Tel: +(264) 812 25 62
  • Gsm: +(544) 415 39 61
  • E-mail: bilgi@kocaalirehber.com
BURADASINIZ Rafting&Trekking Etikete göre gösterilen ögeler: trekking